
EVLİLİK SÖZLEŞMESİ NEDİR?
Evlilik sözleşmesi veya diğer adıyla mal rejimi sözleşmesi; eşlerin evlenmeden önce ya da evlilik birliği içerisinde edindikleri veya edinecekleri malların hangi mal rejime tabi olacağını düzenledikleri bir sözleşme türüdür.
Türk Medeni Kanunu’ nun 202. maddesine göre; eşler arasında geçerli olan mal rejimi, yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimidir. Ancak kanun koyucu, bu durumu emredici bir hüküm olarak düzenlememiş; taraflara kanunda öngörülen diğer mal rejimlerinden birini seçme imkanını tanımıştır.
Türk Medeni Kanunu m.202: “Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler.” Bu doğrultuda; eşler ister evlilik öncesinde isterse de evlilik sırasında yapacakları bir evlilik sözleşmesiyle mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı, mal ortaklığı rejimi gibi Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen diğer mal rejimlerinden birini serbestçe seçebilme hakkına sahiptirler.
EVLİLİK SÖZLEŞMESİ NASIL YAPILIR?
Evlilik sözleşmesinin hazırlanma süreci, tarafların öncelikle hangi mal rejiminin uygulanmasını istediklerine karar vermeleri ile başlamaktadır. Türk Medeni Kanunu’na göre edinilmiş mallara katılma rejimi, yasal mal rejimi olmakla birlikte taraflar istedikleri mal rejimini seçmekte özgürdürler.
Tarafların hangi mal rejimini uygulamak istediklerine karar vermeleri halinde sözleşme metni hazırlanması ve notere başvuruda bulunulması gerekmektedir. Sözleşme metninin taraflarca hazırlanması mümkün olduğu gibi noter huzurunda hazırlanması da söz konusudur.
Sözleşme metni ile birlikte tarafların notere başvurusu üzerine noterlik tarafından incelemede bulunulur; tarafların iradelerini özgürce beyan ettiğinin tespiti üzerine sözleşme metni onaylanır ya da resmi şekilde düzenlenir. Noter işlemleri esnasında iki tarafın da noter huzurunda bulunması ve sözleşmeyi imzalaması zorunludur. Bununla birlikte evlenecek kişilerin hangi mal rejimini seçtiklerini evlendirme memuruna yazılı olarak bildirmeleri halinde de evlilik sözleşmesi yapılması mümkündür. (Evlendirme Yönetmeliği Ek Madde 1)
Evlilik sözleşmeleri yapıldığı tarihten itibaren ileriye dönük olacak şekilde sonuç doğururlar. Sözleşmenin evlilikten önce düzenlenmesi halinde sözleşme hükümleri, evlilik tarihinden itibaren eğer sözleşme evlilik birliği içerisinde yapılmışsa noter onay tarihinden itibaren hüküm doğurur.
EVLİLİK SÖZLEŞMESİ NE ZAMAN YAPILIR?
Türk Medeni Kanunu m.203: “Mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden önce veya sonra yapılabilir. Taraflar, istedikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilirler.”
Kanun maddesinde de açıkça belirtildiği üzere; taraflar evlilikten önce veya evlilik birliği içerisinde gerçekleştirecekleri evlilik sözleşmesi ile mal rejimine ilişkin tercihte bulunma hakkına sahiptirler. Dolayısıyla da sözleşmenin sadece evlilik öncesi değil, evlendikten sonra evlilik birliği devam ettiği süre boyunca yapılması mümkündür.
EVLİLİK SÖZLEŞMESİNİN GEÇERLİLİK ŞARTLARI
Evlilik sözleşmesi ile taraflar, kanunda öngörülen mal rejimlerinden birini seçebilir veya mevcut mal rejimini tamamen değiştirebilirler. Ancak bu hak belirli usul ve şartlara bağlanmıştır:
1-Tarafların ortak iradesinin bulunması gereklidir: Sözleşmenin geçerlilik taşıyabilmesi için öncelikle tarafların ortak iradesi ve istekleri doğrultusunda hazırlanmış olması ve bizzat taraflarca imza altına alınmış olması gerekmektedir. Dolayısıyla taraflardan birinin iradesini yansıtmayan veya imzası olmadan tanzim edilen evlilik sözleşmesinin hukuki karşılığı bulunmamaktadır.
2-Tarafların ayırt etme gücüne sahip olmaları gerekmektedir: Türk Medeni Kanunu m.204 uyarınca mal rejimi sözleşmesi ancak ayırt etme gücüne sahip olanlar tarafından yapılabilir. Sözleşmenin geçerliliği bakımından küçükler ile kısıtlıların yasal temsilcisinin rızasını alması zorunludur.
Ayırt etme gücüne kimlerin sahip olduğu Türk Medeni Kanunu m. 13 hükmü ile düzenleme altına alınmıştır. İlgili kanun maddesinde “yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu Kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” ifadelerine yer verilmiştir.
3-Sözleşme noter huzurunda düzenlenmeli veya onaylanmalıdır: Türk Medeni Kanunu m.205’ e göre evlilik sözleşmesi, noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır. Sözleşmenin noterde düzenlenmesi veya onaylanması geçerliliği bakımından zorunludur. Eşler arasında sözlü olarak veya adi yazılı nitelikte gerçekleştirilen evlilik sözleşmelerinin hukuki karşılıkları bulunmamaktadır. Bu durumun tek istisnası tarafların evlenme başvurusu esnasında hangi mal rejimini seçtiklerini evlendirme memuruna yazılı olarak bildirmeleri halidir.
4-Taraflarca seçilen mal rejiminin kanunda öngörülen mal rejimlerinden biri olması zorunludur: Türk Medeni Kanunu m. 202’ de “Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler.” ifadelerine yer verilmiş; evlilik sözleşmesinde tercih edilen mal rejiminin ancak kanunda belirlenen diğer rejimlerden biri olabileceği belirtilmiştir. Bu nedenle eşlerin kendi aralarında anlaşarak farklı bir mal rejimi belirlemeleri mümkün değildir. Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen mal rejimleri dışında başka bir mal rejimi belirlenmesi halinde sözleşme geçerlilik kazanamayacaktır.
Medeni Kanunda düzenlenen mal rejimleri; edinilmiş mallara katılma rejimi, mal ayrılığı rejimi, paylaşmalı mal ayrılığı rejimi ve mal ortaklığı rejimidir. Sözleşmenin geçerliliği bakımından taraflarca seçilen mal rejiminin bu dört mal rejiminden biri olması gerekmektedir.
- Edinilmiş mallara katılma rejimi: 01.01.2002 sonrası evlilikler bakımından taraflarca herhangi bir mal rejimi seçilmemesi halinde uygulanacak yasal rejim, edinilmiş mallara katılma rejimidir. Edinilmiş mallara katılma rejimine göre eşlerin evlilik birliği içerisinde edindikleri ve kişisel mal sayılmayan tüm mallar üzerinde eşit oranda katılma alacağı bulunur.
- Mal ayrılığı rejimi: Mal ayrılığı rejiminde eşlerin evlilik süresince edindikleri mallar tamamen birbirinden ayrı tutulur. Her eş maliki olduğu malın tek başına sahibi olup malvarlığı üzerinde tek başına yararlanma, yönetim ve tasarrufta bulunma hakkına sahiptir. Diğer eşin bu mallar üzerinde hak iddia etmesi söz konusu değildir.
- Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi: Bu rejim türünde her eş, kendi mal varlığı üzerinde kullanma, yararlanma, tasarruf etme gibi tam yetkiye sahiptir. Mal ayrılığı rejiminden farklı olarak paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde eşlerin evlilik boyunca kazandıkları mal varlıklarının yönetimi ve paylaşımı söz konusu olur. Aileye özgülenen mallar, ortak kullanım için edinilen konut eşyaları vs. eşlerin eşit hak sahibi oldukları varlıklardır.
- Mal ortaklığı rejimi: Bu rejim türünde ise eşlerin tüm mal varlıkları, ortaklık malı olarak kabul edilir ve eşler mallar üzerinde elbirliği mülkiyeti uyarınca malik olurlar. Dolayısıyla da eşlerin mal varlıkları üzerinde tek başına tasarrufta bulunmaları mümkün değildir. Kanunen kişisel mal sayılan mallar, ortaklık malı olarak ele alınmaz.
EVLİLİK SÖZLEŞMESİ YAPILMASI ZORUNLU MUDUR?
Evlilik sözleşmesinin yapılması kanunen zorunlu değildir. Türk Medeni Kanunu m.202 hükmü eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanmasının asıl olduğunu kabul etmiştir. Bu nedenle eşler arasında evlilik sözleşmesi yapılması zorunlu olmayıp sözleşme yapılmaması halinde uygulanacak mal rejimi, edinilmiş mallara katılma rejimidir. Bununla birlikte edinilmiş mallara katılma rejimi, 01.01.2002 tarihinden sonra gerçekleştirilecek evlilikler bakımından uygulanacak mal rejimi olup 01.01.2002 tarihinden önce gerçekleştirilen evlilikler bakımından mal ayrılığı rejimi asıl rejim olarak kabul edilmiştir.
EVLİLİK SÖZLEŞMESİ İLE NELER DÜZENLENEBİLİR?
Evlilik sözleşmesinin konusu, taraflar arasında uygulanacak mal rejiminin belirlenmesidir. Taraflar bu sözleşmeyle yalnızca aralarında uygulanacak mal rejimin hangisi olacağına karar verebilirler. Bunun dışında nafaka, velayet, zina gibi mal rejimi dışında kalan konular evlilik sözleşmesinin kapsamına dahil edilemez. Bu tür hükümler sözleşmeye yazılsa dahi hukuken geçersiz sayılırlar.
EVLİLİK SÖZLEŞMESİ DEĞİŞTİRİLEBİLİR Mİ?
Evlilik sözleşmesinin her iki eşin de ortak iradesi doğrultusunda değiştirilmesi mümkündür. Ancak sözleşme değişikliği sırasında her iki eşin de ayırt etme gücüne sahip olması zorunludur. Türk Medeni Kanunun’ da evlilik sözleşmesinin değişikliği bakımından herhangi bir süre sınırlaması öngörülmemiştir Eşlerin evlilik sözleşmesini istedikleri zaman değiştirmeleri mümkündür.
EVLİLİK SÖZLEŞMESİNİN SÜRESİ VE İPTALİ
Evlilik sözleşmesi kanunen herhangi bir süre sınırlamasına tabi tutulmamış olup sözleşme, taraflardan biri ölünceye, evlilik birliği boşanma ile sona erinceye veya taraflarca yeni bir evlilik sözleşmesi yapılıncaya kadar geçerliliğini korur. Ancak bazı durumlarda eşlerden birinin evlilik sözleşmesinin geçersizliğini öne sürmesi veya iptalini talep etmesi gündeme gelebilmektedir.
Evlilik sözleşmesinin eşlerden birinin talebi üzerine iptal edilebilmesi mümkündür. Ancak talebin haklı ve geçerli bir nedene dayanması zorunludur. Sözleşmenin kanuna aykırı olması, taraflardan birinin iradesini yansıtmaması veya yanıltıcı bilgilere dayalı olarak tanzim edilmiş olması haklı nedenlere örnek olarak verilebilir. Evlilik sözleşmesinin iptal edilebilmesi için iptal talebinde bulunan eşin, ikamet ettiği yerdeki Aile Mahkemesi’ ne başvuruda bulunması, iptal gerekçelerini somut ve hukuki bir nedene dayalı olarak izah etmesi gerekir. Mahkeme tarafından; iptal talebinde bulunan eş tarafından ileri sürülen nedenler, sözleşmenin taraflar arasındaki hukuki ilişkiye etkisi ve diğer hukuki hükümler göz önünde bulundurularak karar verilir.
YARGITAY KARARLARI
“…Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK mad.179). Bu anlamda, tasfiye yapılırken uygulanacak mal rejiminin belirlenmesi önem taşır. Mal ortaklığı rejimi, gerek eski Medeni Kanun gerek yeni Medeni Kanun döneminde gerçekleştirilen evlilikler için kanun koyucunun eşlere seçme imkanı verdiği seçimlik mal rejimi türlerinden birisi olup, eşler geçerlilik şartlarına uygun şekilde tanzim edecekleri mal rejimi sözleşmesi ile mal ortaklığı rejimini aralarında geçerli kılabilirler. Sözleşme, yapıldığı tarihten sonra edinilen mallar yönünden etkili olacaktır. 4722 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrası “Türk Medenî Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında bu tarihe kadar tâbi oldukları mal rejimi devam eder. Eşler Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıl içinde başka bir mal rejimi seçmedikleri takdirde, bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar”, dördüncü fıkrası ise “Yukarıdaki hükümler uyarınca mal birliği veya mal ortaklığı rejiminin yasal mal rejimine dönüşmesi hâlinde, Türk Kanunu Medenisi’nin ilgili mal rejiminin sona ermesine ilişkin hükümleri uygulanır.” düzenlemelerini içermektedir. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde; 02.03.1990 tarihli mal ortaklığı rejimi sözleşmesinin geçerli şekilde yapıldığı sabit olup, buna göre eşler arasında 17.02.1975 evlilik tarihinden 02.03.1990 sözleşme tarihine kadar yasal mal rejimi olan mal ayrılığı rejimi, sözleşme tarihinden Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar sözleşmeyle seçilen mal ortaklığı rejimi ve 01.01.2002 tarihinden murisin ölüm tarihi 17.07.2015 tarihine kadar ise yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Tasfiyeye konu taşınmaz, eşler arasında mal ortaklığı rejiminin geçerli olduğu 1994 yılında edinilmiş olup, tapuda muris adına kayıtlı olsa da taşınmazın eşlerin ortaklık malı olduğunun kabulü gerekir. Eşler arasındaki mal ortaklığı rejimi ise muris …’un vefatı ile değil Türk Medeni Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un 10/1. maddesi gereği Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile sona ermiştir. Bu nedenle, sözleşmede evliliğin ölümle sona ermesi durumunda ortaklığa ait malların sağ eşe kalacağına yönelik maddesi de gözetildiğinde, taşınmazın tamamının tesciline yönelik davacı tarafın talebinin mal ortaklığı rejiminin ölümle sona ermediği gerekçesiyle reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin yapmış olduğu değerlendirme yerinde olmuştur. Ne var ki davacı tarafın talebi, sınırlı olarak sözleşmede geçen bir maddeye istinaden tasfiye olmayıp muris ile noterde yapılan mal ortaklığı rejimi sözleşmesinin hükümlerinin tamamına göre dava konusu taşınmazın tasfiyesini içermektedir. 4722 sayılı Kanun’un 10/4. maddesi de gözetildiğinde, tarafların geçerli olarak yaptıkları mal rejimi sözleşmesi ile seçmiş oldukları mal ortaklığı rejimine göre tasfiye yapılması gerekirken Bölge Adliye Mahkemesinin 743 sayılı TKM’nin 211 vd. maddeleri uyarınca tasfiyesine yönelik talep bulunmadığı yönündeki değerlendirmesi hatalıdır. Talep, geçerli olarak yapılan mal ortaklığı rejimi sözleşmesine göre tasfiye isteğine ilişkin olduğuna, tasfiyeye konu taşınmazın edinme tarihi itibariyle ortaklık malı olarak kabulü gerektiğine, 743 sayılı TKM’nin 211 vd. maddeleri uyarınca taraflarca başka bir paylaşım oranı kabul edilmediğinden eşlerin ortaklık malları üzerinde yarı oranda hakkı bulunduğuna göre davanın kısmen kabulüyle taşınmazın yarı hissesinin mal ortaklığı rejiminden kaynaklı olarak, geri kalan yarı pay üzerinde ise davayı kabul eden davalı mirasçıların hisseleri miktarınca muris adına olan kaydın iptali ile davacı adına tescile karar verilmesi gerekirken, kısmen hatalı değerlendirme ile yazılı gerekçeyle davanın tümden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır…” (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 2019/ 6537 E., 2020/ 1753 K., 25.02.2020 T.)
“…4721 sayılı Kanun’un 203 üncü maddesinin birinci fıkrasında mal rejimi sözleşmesinin evlenmeden önce veya sonra yapılabileceği, tarafların istedikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilecekleri, kaldırabilecekleri veya değiştirebilecekleri; aynı Kanun’un 179 uncu maddesinin birinci fıkrasında da boşanma halinde mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümlerin uygulanacağı düzenlenmiştir. 4722 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinde ise 4721 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin evlilik tarihinden itibaren geçerli olacağı iki istisna hali düzenlenmiştir. Somut olayda, eşler, 22.05.1967 tarihinde evlenmiş, 20.07.2015 tarih ve 12057 yevmiye numarası ile Mal Rejimi Değişikliği Sözleşmesi başlığı ile mal rejimi sözleşmesi imzaladıkları anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalara göre, 4721 sayılı Kanun’un 203 üncü maddesi uyarınca eşlerin ancak kanunda yazılı sınırlar içerisinde mal rejimini düzenleyebileceklerinden geçmişe etkili olacak şekilde 4722 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesindeki istisnalar dışında mal rejimi sözleşmesi düzenleyemezler. O halde, taraflar arasında 20.07.2015 tarih ve 12057 yevmiye numarası ile Mal Rejimi Değişikliği Sözleşmesi başlığı ile yapılan mal rejimi sözleşmesinin geçmişe etkili olacağına ilişkin maddeleri geçerli olmayıp işbu sözleşme yapıldığı tarihten itibaren geçerlidir. Diğer bir deyişle, 20.07.2015 tarih ve 12057 yevmiye numarası ile Mal Rejimi Değişikliği Sözleşmesi başlığı ile yapılan mal rejimi sözleşmesindeki sadece sözleşme tarihinden itibaren mal ayrılığı rejiminin uygulanmasına ilişkin düzenleme geçerli olup Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik kararı hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir…” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2023/ 7024 E., 2024/ 6794 K., 03.10.2024 T.)
“…Eşler, 28.08.2002 tarihinde evlenmiş, 30.12.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK. m. 225/son). Taraflar arasında 15.09.2006 tarihinde .. 28. Noterliği’nde düzenleme şeklinde mal ayrılığı sözleşmesi imzalanmıştır. Diğer yandan hemen belirtmek gerekir ki, 4722 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un 10/1 maddesi; Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında bu tarihe kadar tabii oldukları mal rejimi aynen devam eder. Eşler, Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde başka bir rejimini seçmedikleri takdirde 01.01.2002 tarihinden geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar. Yasa’nın emredici bu hükmü uyarınca ve aynı Kanun’un 10/3. maddesine göre eşler, ancak yukarıda öngörülen bir yıllık süre içerisinde yapılmış bir mal rejimi sözleşmesiyle yasal mal rejimi olan edinilmiş mallarca katılma rejiminin evlenme tarihinden geçerli olacağını kabul edebilirler. Söz konusu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde: eşlerin geçmişe etkili olarak mal ayrılığı rejimini seçemeyecekleri açıktır. Eş anlatımla, taraflar geçmişe etkili bir biçimde edinilmiş mallara katılma rejimi dışında Kanunun tanıdığı başka seçimlik bir mal rejimini (mal ortaklığı, mal ayrılığı ya da paylaşmalı mal ayrılığı rejimlerinden birini) evlenme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere seçemezler ve belirleyemezler. Dolayısıyla, böyle bir belirleme yok hükmünde olup, kamu düzenine ilişkin bu yasal sınırlama sözleşme serbestisi kurallarına dayanılarak aşılamaz. Edinilmiş mallara katılma rejimi dışındaki diğer mal rejimlerinin benimsenmesine ilişkin sonradan yapılan sözleşmeler ancak ileriye etkili olarak yapıldığı tarihten sonraki dönem için sonuç doğurur. Yasal gereklilik böyle iken, davacı taraf düzenleme şeklinde yapılan taraflar arasındaki mal ayrılığı rejimi seçimi sözleşmesinin korkutma (TBK. m.37 vd.) altında imzalandığından geçersiz olduğunu ileri sürdüğü halde, Mahkemece gösterilen deliller 6100 sayılı HMK’nun 203/1-ç maddesi kapsamında incelenip, bu yönde bir değerlendirme yapılmadan, sözleşmenin geçmişe etkili olarak, evliliğin yıpıldığı tarihten itibaren geçerli olduğunun kabul edilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece yapılacak iş, öncelikle taraf delilleri incelenip mal ayrılığı sözleşmesinin geçerli olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi; mal ayrılığı sözleşmesinin geçerli olduğuna karar verilmesi halinde, evlenme tarihinden taraflar arasında mal rejimi sözleşmesinin yapıldığı 15.09.2006 tarihine kadar edinilmiş mallara katılma rejiminin (TMK m. 218-241) geçerli olacağının benimsenip, delillerin bu çerçevede değerlendirilerek gerçekleşecek sonuca göre karar verilmesinden ibarettir…” (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 2014/ 9332 E., 2015/ 17436 K., 05.10.2015 T.)
“…Taraflar arasında Noterlikte evlilik sözleşmesi adı altında yapılan sözleşmenin kanuna uygun olarak yapılmış mal rejimi seçimi sözleşmesi niteliğinde olmadığı ve bu nedenle hukuki sonuç doğurmayacağı anlaşılmasına göre, dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan ve HUMK’nun 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin REDDİNE…” (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 2015/ 17013 E., 2016/ 3539 K., 29.02.2016 T.)
Av. Gökhan AKGÜL & Av. Yasemin ERAK
ANTALYA AİLE AVUKATI – ANTALYA AVUKAT
Evlilik sözleşmesi, eşlerin evlilik birliği içinde ve sonrasında mal paylaşımı, miras hakları ve mali konularda karşılaşabilecekleri sorunları önlemek için yapılan en önemli hukuki düzenlemelerden biridir. Evlilik sözleşmesi hazırlatmak isteyen çiftler, alanında uzman bir avukat ile çalışarak hem yasal süreçleri doğru yönetebilir hem de haklarını güvence altına alabilir. Profesyonel bir avukat desteği, tarafların ihtiyaçlarına uygun, hukuken geçerli ve adil bir evlilik sözleşmesi hazırlanmasını sağlar.
Antalya’da bulunan hukuk büromuzda profesyonel avukat kadromuz ile evlilik sürecinde gereken hukuki destek ve danışmanlık almak için iletişim kısmından bizlere ulaşabilir ve randevu alabilirsiniz.