TAKSİRLİ İFLAS SUÇU

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 18/2 uyarınca; her tacir, ticaretine ait tüm faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorundadır.  Ancak tacirin sahip olduğu bu yükümlülük, yalnızca ticari hayatına ilişkin bir özen borcundan ibaret değildir. Tacir özen yükümlülüğüne aykırı davranışları dolayısıyla yalnızca hukuki değil aynı zamanda cezai sorumluluklarla da karşı karşıya kalabilmektedir. İşbu yazımızda taksirli iflas suçunun unsurları, suçun oluşumu adına gerekli şartlar ve cezai boyut ele alınacaktır.

SUÇUN KANUNİ TANIMI

Taksirli İflas Suçu, Türk Ceza Kanunu’nun “Malvarlığına Karşı Suçlar” başlığı altında madde 162’ de düzenlenmiştir. İlgili kanun maddesi;

TCK m. 162- (1) Tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gösterilmemesi dolayısıyla iflasa sebebiyet veren kişi, iflasa karar verilmiş olması halinde, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Kanun metni ele alındığında;  her tacirin ticaretine ait faaliyetlerde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorunda olduğu, işbu sorumluluğun ihlalinde ise yalnızca hukuki değil cezai  sorumluluğun da gündeme gelebileceği görülmektedir.

Cezai sorumluluğun oluşumu belirli şartların varlığına tabi kılınmıştır. İşbu şartlar:

1-Kesinleşmiş bir iflas kararı bulunmalıdır: Failin, taksirli iflas suçu nedeniyle yargılanabilmesi için ilk şart, kesinleşmiş bir iflas kararının varlığıdır. Bu husus, kanun metninde de açıkça belirtilmiştir. Kesinleşmiş iflas kararı, işbu suç tipi bakımından objektif cezalandırma şartıdır.

“…İflas kararı objektif bir cezalandırılabilme şartı olup, sanığın taksirli iflas suçundan cezalandırılabilmesi için mutlaka kesinleşmiş iflas kararının bulunması ve denetime imkan verecek şekilde kesinleşme şerhi içeren onaylı suretinin dosya içerisine alınması gerekmekte olup taksirli iflas suçu açısından suç tarihinin iflas kararının kesinleşme tarihi olduğu, dosyanın incelenmesinde Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.12.2013 tarihli ve 2012/302 Esas, 2013/375 Karar sayılı kararıyla iflas kararı verildiği, iddianamenin düzenlendiği 28.09.2015 tarihinde iflas kararının henüz kesinleşmediği anlaşılmakla, Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.12.2013 tarihli ve 2012/302 Esas, 2013/375 Karar sayılı kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılıp iflas kararının ve kesinleşme şerhinin denetime imkan verecek şekilde dosya içerisine alınması gerektiğinden sanığın temyiz sebebi yerinde görülmüştür…” (Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2022/ 11050 E., 2023/ 1499 K., 27.03.2023 T.)

2-Tacir olmanın gerektirdiği dikkat ve özenin gösterilmemiş olması gerekmektedir: Bu suç tipinde belirleyici husus, tacirin faaliyetlerini yürütürken göstermesi gereken özeni ihmal etmesidir. Taksirli iflas suçunda suçu oluşturan belirli bir hareket şekline kanun metninde yer verilmemiş, işbu suç serbest hareketli olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla da tacir olmanın gerektirdiği dikkat ve özenin gösterilmemesi yönündeki her türlü fiil, işbu suçun oluşumuna sebebiyet verebilecektir. Tacirin, ticari hayatın olağan risklerini öngörebilecek durumda olmasına rağmen gerekli tedbirleri almaması ve bu suretle işletmesini mali açıdan zora sokması işbu fiillere örnek gösterilebilir.

Bununla birlikte İcra İflas Kanunu m. 310 hükmü ile kanun metnindeki hallerden biri kendisinde bulunan müflisin taksiratlı sayılacağı ve TCK hükümleri kapsamında cezalandırılacağı belirtilmiştir. İlgili kanun maddesi;

İİK madde 310 – “Aşağıdaki hallerden biri kendisinde bulunan müflis taksiratlı sayılır ve Türk Ceza Kanununa göre cezalandırılır:

1 – Ziyanları için makul sebepler gösteremezse;

2 – Evinin masrafları hadden fazla ise;

3– Kumar yahut mücerret baht oyunlarında ve borsa muamelelerinde külliyetli para sarfetmişse; ,

4 – Borcunun, mevcudu ile alacağından çok olduğunu bildiği halde bu vaziyetinden haberleri olmıyan kimselerden ehemmiyetli miktarda veresiye mal satın yahut borç para almış ise;

5– (Değişik: 29/6/1956-6763/42 md.) Ticaret Kanununun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının 1 ila 3 üncü bentlerinde sayılan defterleri hiç veya kanunun emrettiği şekilde tutmamış ise;

6– Mevcudu ile alacağından çok fazla mebaliğ için senetler imza etmiş ise;

7– (Değişik: 18/2/1965-538/128 md.) İflas takibi sırasında mahkeme, iflas idaresi veya iflas dairesi tarafından çağrıldığı halde makbul bir mazeret olmaksızın gelmemiş ise;

8– İşlerini terkederek kaçmış ise;

9– Evvelki bir konkordato şartlarını ifa etmeden yeniden iflasına hükmolunmuş ise;

10– 178 inci maddenin son fıkrası hükmüne riayet etmeyipte bir sene içinde iflası vuku bulmuşsa.”

3-İflas olgusu ile sanığın eylemleri arasında uygun bir illiyet bağı bulunması gerekmektedir: Failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmış olması suçun oluşumu adına tek başına yeterli değildir. Failin eyleminin, şirketin iflasına sebebiyet verecek şekilde gerçekleşmesi ve aralarında illiyet bağı bulunması gerekmektedir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 06.12.2017 tarihli kararında işbu hususu açıkça vurgulanmıştır.

“…Sanığın yetkilisi olduğu …. Gıda Tur. İnş. San. Tic. Ltd. Şirketi’nin iflasına karar verildikten sonra iflas müdürlüğü tarafından şirkete ait defter ve belgelerin ibrazı istenilmesi üzerine yapılan muhtıra içerikli tebligata rağmen defter ve belgeleri ibraz etmeyen sanığın, bu şekilde tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özeni göstermeyerek 2004 sayılı İİK’nun 310/7 maddesi gereğince taksirli iflas suçunu işlediği iddia edilen somut olayda; TCK.nun 162. maddesinde “Tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gösterilmemesi dolayısıyla iflâsa sebebiyet veren kişi, iflasa karar verilmiş olması hâlinde” cezalandırılacağının öngörüldüğü, Türk Ticaret Kanunu’nun 66 ve devamı maddelerinde, tacirlerin bir kısım defterleri tutmak zorunda olduğu kabul edilse de, 5237 sayılı TCK.nun 162. maddesindeki düzenlemeye göre ilgili defter ve belgelerin ibraz edilmemesi ya da usulüne uygun tutulmamasının borçlunun iflasına neden olması halinde önem arz edeceği, borçlunun ilgili ticari defter, kayıt ve belgelerin istenildiği halde verilmemesinin taksirli iflas suçunu gerçekleştirmek için başlı başına yeterli olmayacağı, sanığın ticari defter, kayıt veya belgeleri usulüne uygun tutmaması şeklindeki eyleminin, şirketin iflasına sebebiyet verecek şekilde illiyet bağının kurulmasına yönelik olarak yapılmış olmasının gerekmesi, sanığın eylemlerine yönelik bilirkişi incelemesi yapılmaması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, öncelikle iflasına karar verilen sanığın yetkilisi bulunduğu şirkete ait defter ve belgelerin temini ile defterler üzerinde Ticaret, İcra ve İflas ve Mali Müşavirden oluşan uzman üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yaptırılarak TCK.nun 162. maddelerinde sayılan eylem ve işlemlerin bulunup bulunmadığı, taksirli suçların unsurlarından olan bu eylemlerin sanığın yetkilisi bulunduğu şirketin iflasına sebebiyet verip vermediği, başka bir değişle taksirli iflas suçunda iflas olgusu ile sanığın tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özeni göstermemesi şeklindeki eylemleri arasında uygun bir illiyet bağının olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanmadan, sırf defter ve belgeleri ibrazı istenmesine rağmen vermediği gerekçesi ile sanığın taksirli iflas suçundan yazılı gerekçe ile mahkumiyetine hükmedilmesi, 2- İflas kararı objektif bir cezalandırılabilme şartı olup, sanığın taksirli iflas suçundan cezalandırılabilmesi için mutlaka kesinleşmiş iflas kararının bulunması ve denetime imkan verecek şekilde kesinleşme şerhi içeren onaylı suretinin dosya içerisine alınması gerekmekte olup, sanığın yetkilisi olduğu …. Gıda Tur. İnş. San. Tic. Ltd. Şirketi hakkında İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 17.10.2011 tarih ve 2011/147 esas, 2011/81 karar sayılı iflas kararının denetime imkan verecek şekilde dosya içerisine alınmaksızın eksik inceleme ile hüküm verilmesi, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA…” (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2017/ 4911 E., 2017/ 13890 K., 06.12.2017 T.)

SUÇUN UNSURLARI

Taksirli İflas Suçu hem objektif hem de subjektif unsurları ile birlikte değerlendirildiğinde şu temel yapı taşlarına sahiptir:

1-Fail: Taksirli iflas suçu, özgü bir suçtur. Bu nedenle yalnızca iflasa tabi borçlu (tacir) işbu suçun faili olabilir. 

2-Mağdur: Söz konusu suç bakımından mağdur, taksirli iflas nedeniyle alacaklarını tahsil edemeyen veya tahsil edememe tehlikesi ile karşılaşan kişilerdir.

3-Fiil (Hareket) Unsuru: Taksirli iflas suçunda suçu oluşturan belirli bir hareket şekline kanun metninde yer verilmemiş, işbu suç serbest hareketli olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla da TCK m. 162 bakımından hareket unsuru; tacir olmanın gerektirdiği dikkat ve özenin gösterilmemesi yönündeki her türlü fiildir.

4-Suçla Korunan Hukuki Değer: Taksirli iflas suçu, Türk Ceza Kanunu’nun “Malvarlığına Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenmiş olup işbu suç tipi ile korunan hukuki değer, ticari hayattaki güven ilişkisidir.

5-Manevi Unsur:Suç, isminden de anlaşılacağı üzere yalnızca taksirle işlenebilecek olup kasten işlenmesi mümkün değildir.

ŞİKAYET SÜRESİ, ZAMANAŞIMI VE GÖREVLİ MAHKEME

TCK m. 162 kapsamında düzenlenen işbu suç, şikayete tabi olmayıp soruşturma işlemleri savcılık tarafından re’sen gerçekleştirilir. Suçun soruşturulması için şikayet süresi olmamasına rağmen dava zamanaşımı 8 yıllık süreye tabidir. Görevli mahkeme ise Asliye Ceza Mahkemesi’ dir.

ETKİN PİŞMANLIK

Etkin pişmanlık, failin işlediği fiil nedeniyle pişman olması ve suçun sebep olduğu zararı gidermesi halinde fail hakkında ceza indirimi yapılmasını sağlayan bir maddi ceza hukuku kurumudur. TCK m. 168/1-2 hükümleri uyarınca failin, madde metnindeki şartları sağlaması halinde taksirli iflas suçu bakımından etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanması mümkündür.

TCK m.168- (1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (…)[72] suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.

(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmeden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.

ADLİ PARA CEZASI, CEZANIN ERTELENMESİ VE HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARI

TCK m. 162 uyarınca; tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gösterilmemesi dolayısıyla iflasa sebebiyet veren kişi iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cezanın alt ve üst sınırları ele alındığında; hapis cezasının adli para cezasına çevrilebilmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı ve cezanın ertelenmesi kararı verilebilmesi mümkündür.

KONUYA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

“…Taksirli iflas suçundan sanığın beraatine yönelik hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü; Sanığın gerekli tasarruf tedbirlerini almaması, sorumluluklarını zamanında yerine getirmemesi, önlem almaması, yasal defterlerin bir kısmının tutulmaması nedeniyle şirketin iflasına sebebiyet verdiği iddia olunan olayda, limited şirketlerde şirket kapsamında işlenen bir taksirli iflas suçunun failinin sadece temsile yetkili müdürlerin olabileceği, iflas eden suça konu şirketlerin limited şirket olması ve yetkilisinin de sanığın 23/01/2008 tarihinde vefat eden eşi olması, sanığın ortağı olduğu müflis şirketlerin yetkilisi olmaması ve sanığın eylemleri ile şirketlerin iflası arasında nedensellik bağını ortaya koyabilecek delil ya da somut vakıa bulunmadığından mahkemece verilen beraat hükmünde bir isabetsizlik görülmemiş, eksik incelemeye dayanan bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suçun sabit olduğu, taleplerinin kabul edilmesi gerektiği, sanık savunmalarının yerinde olmadığına ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA…” (Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 2016/ 1302 E., 2016/ 4735 K., 11.05.2016 T.)

“…Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 20.12.2017 tarih, 2017/6350 Esas, 2017/14626 Karar sayılı ilamında, “ …borçlunun ilgili ticari defter, kayıt ve belgelerin sadece kapanış tasdiklerinin yapılmamış olmasının taksirli iflas suçunu gerçekleştirmek için başlı başına yeterli olmayacağı, sanığın ticari defter, kayıt veya belgeleri usulüne uygun tutmaması şeklindeki eyleminin, şirketin iflasına sebebiyet verecek şekilde illiyet bağının kurulmasına yönelik olarak yapılmış olmasının gerekmesi ayrıca mahkemece sanığın eylemlerine yönelik bilirkişi incelemesi de yaptırılmadığının anlaşılması…” gerekçesiyle bozulduğu, kovuşturma aşamasındaki bilirkişi raporunun sonuç bölümünde defterlerin kanuna uygun tutulmamasından dolayı İcra İflas Kanunu’nun 310. maddesinin 5. bendi gereği taksirli iflas suçunun unsurlarının oluştuğu ve Türk Ceza Kanunu’na göre cezalandırılması gerektiği görüşüne ulaşıldığının belirtildiği, bilirkişi raporunda, sanığın ticari defter, kayıt veya belgeleri usulüne uygun tutmaması şeklindeki eyleminin, şirketin iflasına sebebiyet verecek şekilde illiyet bağının kurulup kurulamadığına ilişkin bir görüşün bulunmadığı gibi mahkeme tarafından da bu yönde bir gerekçe sunulmadığı anlaşılmakla birlikte sanık …’ın 2008 yılına ait Defter-i Kebiri kovuşturma aşamasında ibraz edemese de sanık müdafiinin temyiz dilekçesiyle birlikte ibraz etmesi karşısında taksirli suçların unsurlarından olan bu eylemlerin sanığın yetkilisi bulunduğu şirketin iflasına sebebiyet verip vermediği, başka bir deyişle taksirli iflas suçunda iflas olgusu ile sanığın tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özeni göstermemesi şeklindeki eylemleri arasında uygun bir illiyet bağının olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde Ticaret, İcra ve İflas Hukuku ile Mali Müşavirlik konularında uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yaptırılmadan sırf defter ve belgeleri usulüne uygun tutmadığı gerekçesi ile sanığın taksirli iflas suçundan yazılı gerekçe ile mahkumiyetine hükmedilmesi…Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA…” (Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2022/ 1645 E., 2022/ 5181 K., 21.03.2022 T.)

“…İflas kararı objektif bir cezalandırılabilme şartı olup, sanığın taksirli iflas suçundan cezalandırılabilmesi için mutlaka kesinleşmiş iflas kararının bulunması ve denetime imkan verecek şekilde kesinleşme şerhi içeren onaylı suretinin dosya içerisine alınması gerekmekte olup, sanığın yönetim kurulu başkanı olduğu….Aksesuar Sanayi ve Ticaret A.Ş. hakkında Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 27/10/2011 tarih ve 20011/547 Esas, 2011/677 karar sayılı iflas kararının denetime imkan verecek şekilde dosya içerisine alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi, 3- Kabule göre de; Engel sabıkası bulunmayan sanığın 5271 sayılı CMK.nun 231/6-b madde, fıkra ve bendi uyarınca, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda oluşan kanaate göre hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA…” (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2017/ 7554 E., 2017/ 13881 K., 06.12.2017 T.)

“…İcra İflas Kanunu’nun 226. maddesine göre iflas masasının kanuni temsilcisi olup menfaatlerini gözetmek ve tasfiyeyi yapmakla mükellef olan iflas idaresinin, CMK’nın 260. maddesine göre, davaya katılma, kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunması karşısında, yasa yollarına başvurma hakkı bulunan, sanık hakkında suç ihbarı yapan, duruşma günü bildirilmeyen ve yokluğunda hüküm kurulan suçtan zarar gören iflas idaresine, gerekçeli kararın da tebliğ edilmediği anlaşıldığından, iflas idaresine gerekçeli karar tebliğ edilerek, temyiz etmesi halinde temyiz dilekçesi de eklenip ek tebliğname düzenlenmesi sağlanarak iadesi, sonra temyizlere hasren inceleme yapılmak üzere dosyanın geri gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 02/06/2020 gününde oy birliği ile karar verildi…” (Yargıtay 17. Ceza Dairesi, 2020/ 4574 E., 2020/ 4498 K., 02.06.2020 T.)

“…Sanıklar … ve …’un yetkilisi oldukları …..İnşaat Hırdavat Taşımacılık Elektrik Ticaret Limited Şirketinin iflasına karar verildikten sonra iflas müdürlüğü tarafından şirkete ait defter ve belgelerin ibrazının istendiği, sanıkların süresinde defter ve belgeleri ibraz etmeyerek basiretli bir tacir gibi davranmayarak taksirli iflas suçunu işledikleri iddia edilen somut olayda; Dosya ve UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede, sanıklar hakkında aynı zaman diliminde …. İnşaat Hırdavat Taşımacılık Elektrik Ticaret Limited Şirketinin iflasına neden olmaktan, Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığının 22.06.2011 tarih, 2011/5158 esas ve 19.09.2011 tarih, 2011/6768 esas sayılı iddianameleri açılan davaların İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/305 E. ve 2016/354 K. sayılı dosyası ile hileli iflas suçunu işlediklerinden bahisle görülmekte olduğu, bu davanın Dairemizin 2017/5925 E. sayılı dosyası ile temyiz incelemesine konu edildiğinin anlaşılması karşısında; sanıkların mükerrer cezalandırılmalarının önlenmesi bakımından, aralarında fiili ve hukuki irtibat bulunan bahse konu dava ile birleştirilmesine karar verilerek, delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı…” (Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2017/ 6320 E., 2017/ 14623 K., 20.02.2017 T.)

Av. Gökhan AKGÜL & Av. Yasemin ERAK