
İş Görme Sözleşmesi Nedir?
İş görme sözleşmesi, 4857 Sayılı İş Kanunu madde 8’de şekildeki gibi
düzenlenmektedir:
‘’İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir.’’
Kanun hükmünden anlaşıldığı üzere; işçinin işverene bağlı olarak işi görmeyi,
işverenin ise bu işin karşılığında ücret ödemeyi taahhüt ettiği belgeler, iş sözleşmesi olarak adlandırılmaktadır.
İşçinin Ölümünün İş Sözleşmesine Etkileri
Türk hukukunda iş görme edimi; kişiye sıkı sıkıya bağlı ve işçinin kişisel
özelliklerinin ön plana çıktığı bir borç olması sebebiyle, ilgili borcun mirasçılara
geçmesi mümkün olmamaktadır.
İşçinin Ölümü Halinde Tazminat Hakkı Nedir?
İşçinin ölümü halinde söz konusu olabilecek önemli 2 tazminat türü bulunmaktadır:
- Kıdem Tazminatı
Kıdem tazminatı, işverenin işçinin geçmiş hizmetlerine binaen sağlaması gereken kanuni ödenektir. Bu hususa ilişkin olarak kıdem tazminatı; işçinin çalıştıkça kazandığı tazminat olmasına karşın, hayatını kaybetmesi halinde de yasal mirasçıları tarafından talep edilebilen tazminat olmaktadır. Buna binaen, kıdem tazminatının zamanaşımı süresi 5 yıldır. - Ölüm Tazminatı
Ölüm tazminatı ise Türk Borçlar Kanunu madde 440’ta ‘’Sözleşme, işçinin ölümüyle kendiliğinden sona erer. İşveren, işçinin sağ kalan eşine ve ergin olmayan çocuklarına, yoksa bakmakla yükümlü olduğu kişilere, ölüm gününden başlayarak bir aylık; hizmet ilişkisi beş yıldan uzun bir süre devam etmişse, iki aylık ücret tutarında bir ödeme yapmakla yükümlüdür.’’ şeklinde düzenlenen, temelde işçinin ölümü durumunda işverenin belirli kişilere karşı bulunan ödeme yapma yükümlülüğüdür.
Bunun yanında bilinmelidir ki, bahsedilen ödeme tazminat olarak yer almasa da uygulamada ‘’ölüm tazminatı’’ olarak karşımıza çıkmaktadır. Ölüm tazminatının zamanaşımı süresi ise 10 yıl olmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
1.İşçinin Ölümü Halinde Kıdem Tazminatı Kime/Kimlere Ödenmektedir?
Yukarıda bahsedildiği şekilde, işçinin ölümü halinde kıdem tazminatını talep etme hakkı yasal mirasçılara geçmektedir. Buna binaen, ölüm tazminatının da işçinin geriye kalan eşi ve çocuklarına ödenmesi gerekmektedir. Ancak bunlar bulunmadığı takdirde, ölüm tazminatı işçinin bakmakla yükümlü olduğu kişilere verilmektedir.
2.İşçinin Ölümü Halinde Kıdem Tazminatı Alacağı Nasıl Hesaplanır?
Ölüm halinde kıdem tazminat alacağı miktarı, işçinin kıdem süresine bağlı olarak değişiklik arz etmektedir. Bu meseleye ilişkin olarak kıdem tazminatı, işçinin çalıştığı her yıl karşılığında 30 günlük giydirilmiş brüt ücretlerinin toplamını kapsamaktadır. Bunun yanında, giydirilmiş brüt ücret hesaplanırken işçinin işten ayrılmadan önceki son yılı önemli bulunmaktadır.
3.Ölüm Tazminatı ve Kıdem Tazminatı Aynı Anda Alınabilir Mi?
Bahsedildiği üzere, ölüm tazminatı ve kıdem tazminatı hususlarının ayrı kurumlar olması dolayısıyla, her iki tazminatın da aynı anda alınabilmesi mümkün görülmektedir.
4.İşçinin Kendi Kusuruyla Yaşadığı İş Kazası Yüzünden Ölmesi Kıdem
Tazminatı Hakkını Kaldırır Mı?
Önemle bahsetmek gerekir ki; işçinin kendi kusuru neticesinde yaşadığı iş kazası yüzünden ölmesi, yasal mirasçılarının kıdem tazminatı kazanmasına engel teşkil etmemektedir.
İşçinin Ölümü Halinde Tazminat Hakkına İlişkin Bazı Yargıtay Kararları
- ‘’Açıklanan sebeplerle; somut uyuşmazlık bakımından, Deniz İş Kanunu’nun maddesinde yer alan açık düzenleme karşısında fazla çalışma ücretinin % 25 zamlı ücretten hesaplanması gerektiği, sonradan yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu’nun 402. maddesinin Deniz İş Kanununa tabi çalışanlar açısından uygulanamayacağı gemi adamının fazla çalışma ücretinin % 25 zamlı olarak hesaplanarak hüküm altına alınması gerektiği anlaşıldığından fazla çalışma ücretlerine dair fark taleplerin reddi gerekirken, yazılı şekilde kabule dair hüküm kurulması hatalıdır. Diğer yandan; dava, Dairemizin önceki tarihli kararı doğrultusunda karara bağlanmış olsa da; Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin kapatılması üzerinde yeniden oluşan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin Eylül 2020 tarihinde aldığı ilke kararı doğrultusunda Deniz İş Kanunu’na tabi işçiler bakımından fazla çalışma ücreti alacağının % 50 zamlı hesaplanması talebinin reddi gerekeceğinden sözü edilen redden dolayı davalı yararına avukatlık ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiği de gözetilmelidir.’’ (Yargıtay Hukuk Dairesi, 11.10.2021 Tarihli, 2021/9060 Esas, 2021/14011 Karar nolu karar)
- ‘’Bu bağlamda davacıların 6098 sayılı … Borçlar Kanunu’nun 440.maddesi
gereği eş ve reşit olmayan çocuklar olmaları ve murisin kıdemi de dikkate
alınarak 1 aylık ücreti tutarında bu alacağın hüküm altına alınması gerektiği halde mahkemece hatalı değerlendirme ile ölüm tazminatı alacağının reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır. Bu nedenle mahkemece hükme esas alınan 30.08.2021 tanzim tarihli bilirkişi raporundaki yapılan hesaplama ve davacılar vekilinin ıslah dilekçesi dikkate alınarak ölüm tazminatının 7.639,29 usd olarak kabulü ile hüküm altına alınması gerekmiştir. 4- Fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil alacakları yönünden ise her ne kadar işyeri yurt dışı şantiye ise de
dinlenen tüm davacı tanıkları komşu/akraba olup fiilen görgüye dayalı bilgileri bulunmamaktadır. Yine dava dilekçesi ekinde ibraz edilen mesaj içerikleri dikkate alındığında davacılar murisinin fiili çalışmasının tespiti (başlangıç saati, bitiş saati, ara dinlenme, genel tatil, hafta tatili çalışmaları olduğuna yönelik) ile ilgili somut veriler içermediği, muris ile eşi arasında yapılan … ile ilgili bir kısım şikayetler şeklinde olduğu, murisin yoğun çalıştığını beyan etmiş olmasının hesaplamaya yeterli kabul edilemeyeceğinden davacılar murisinin fiili olarak çalışma şekli ve süresine (başka bir deyişle hesaplamaya esas somut verilere) ilişkin yeterli doneler içermediğinden dikkate alınması mümkün değildir. Her ne kadar mahkemece davacı tanığı (aynı zamanda murisin kardeşi) olan …’nin cenazeyi almak için işyerine gittiği ve orada çalışma şekli ve süresine ilişkin görgüye dayalı bilgisi olduğu gerekçesiyle bu tanığın beyanları esas alınarak fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacakları hüküm altına alınmışsa da, adı geçen tanığın işyerinde bulunma nedeninin cenazeyi almak için olduğu, bu durumun arizi/geçici bir neden olup bu süreç içerisinde işyerindeki çalışma şekli ve süresine ilişkin olarak tespit ve değerlendirmelerde bulunmasının ve bu tespit ve değerlendirmelerinin hesaplamaya esas veriler olarak kabulünün hayatın olağan akışına uygun düşmediği, bu nedenle beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerektiği, tanığın beyanları hesaplamaya yeterli olmadığından beyanlarına itibar edilmesi mümkün olmamıştır. Netice olarak murislerinin fazla çalışma yaptığı, hafta tatili ve genel tatillerde çalıştığının ispat yükü üzerinde olan davacıların gerekli ispat yükümlülüğünü yerine getirmediklerinden talep konusu fazla çalışma ile hafta tatili ve genel tatil alacaklarının reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile bu alacakların kabulüne karar verilmesi de yerinde olmamıştır.’’ (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 08.12.2022 Tarihli, 2022/12166 Esas, 2022/16303 Karar nolu karar) - ‘’Somut olayda; tazminat ve işçilik alacaklarının hesaplanmasına esas alınacak ücretin tüm unsurlarını bilmesi davacı işçiden beklenemeyeceğinden, davanın belirsiz alacak (kısmi eda külli tespit) davası şeklinde açılmasında isabetsizlik görülmemiştir. 2-İşçi ücretlerinin tam ve zamanında ödenmemesi 854 sayılı Deniz İş Kanunu’nun 14/II-a. maddesi kapsamında işçiye haklı fesih imkanı verir. Ücretin tam olarak ödenmesi asıldır. İşveren işçinin ücretini eksik ödeyemeyeceği gibi yazılı muvafakat olmadıkça ücretten kesinti de yapamaz. 854 sayılı Deniz İş Kanunu’nun 14/II-a. maddesi kapsamında sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, primi, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacaklarının
da ödenmemesi işçiye haklı fesih imkanı verir (Yargıtay 9.HD. 16.7.2008 gün
2007/ 22062 E, 2008/ 16398 K.) Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için
işçinin yasa ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş
olması ve işçinin bu ücrete hak kazanmış olması gerekir. İşçinin ücretinin
işverenin içine düştüğü ödeme güçlüğü nedeniyle ödenememiş olmasının
sonuca bir etkisi yoktur. İşçinin ücretinin bir kısmını İş Kanununun 33.
maddesinde öngörülen ücret garanti fonundan alabilecek olması da işçinin fesih hakkını ortadan kaldırmaz. Bireysel iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan ayni yardımların yerine getirilmemesi de (erzak yardımı, kömür yardımı gibi) bu madde kapsamında değerlendirilmeli ve işçinin haklı fesih imkanı kabul edilmelidir. Bu doğrultuda, dosya kapsamından davacının ödenmeyen fazla mesai ve ulusal bayram- genel tatil alacağının olduğu görülmekle, davacı-işçinin feshinin haklı nedene dayandığı, davacının kıdem tazminatı talebinin hüküm altına alınmasında isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.’’ (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 31.05.2022 Tarihli, 2022/6018 Esas, 2022/6890 Karar nolu karar) - ‘’Öte yandan … İş Kanunu’nun özel kanun Türk Borçlar Kanunu’nun genel
kanun olduğu tartışmasızdır. Özel kanunda boşluk bulunan hallerde genel
kanun hükümlerinin uygulanabileceği kuşkusuzdur. Ancak fazla çalışma
ücretinin hesap yöntemi noktasında … İş Kanunu’nda boşluk bulunmayıp
hesaplamanın %25 zamlı ücretle yapılacağı açıkça hükme bağlanmıştır. Türk Borçlar Kanunu’nun hizmet sözleşmelerine ilişkin düzenlemeleri kural olarak diğer iş kanunlarının uygulama alanı dışında kalan iş sözleşmeleri bakımından geçerlidir. Bunun dışında diğer iş kanunlarında düzenlenmeyen hallere yönelik kuralların da genel kanun olması sebebiyle uygulama alanı bulacağı kabul edilmektedir. Örneğin işçinin kişiliğinin korunması iş kanunlarında düzenlenmemiş olup, Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesi genel kanunun genel hükmü olarak uygulama alanı bulabilecektir. Yine aynı Kanun’un 440. maddesinde öngörülen ölüm tazminatı, diğer kanunlarda yer verilen kıdem tazminatından ayrı olarak düzenlendiğinden ve hak sahipliği mirasçılık belgesinden ayrı olarak belirlendiğinden, genel kanun hükmü olarak doğrudan uygulanabilecektir.’’ (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 20.11.2018 Tarihli, 2018/5567 Esas, 2018/20999 Karar nolu karar)
ANTALYA İŞÇİ AVUKATI – ANTALYA İŞ HUKUKU AVUKATI
İşçinin ölümü halinde tazminat hakları, hem iş hukuku hem de sosyal güvenlik mevzuatı açısından büyük önem taşır. İş kazası veya meslek hastalığı sonucu gerçekleşen ölümlerde, işverenin kusuruna bağlı olarak destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep edilebilir. Bu süreçte hak kaybı yaşamamak için alanında uzman bir Antalya avukat ile çalışmak oldukça önemlidir. Deneyimli bir iş hukuku avukatı, hem iş kazasının hukuki boyutunu detaylı şekilde analiz eder hem de mirasçıların tüm yasal haklarını eksiksiz şekilde talep etmesini sağlar. Özellikle dava sürecinin doğru yönetilmesi, bilirkişi raporları ve kusur oranlarının doğru değerlendirilmesi açısından profesyonel hukuki destek almak kritik bir rol oynar.