ZİYNET ALACAĞI DAVASI

Ziynet Alacağı Davası Nedir?

Ziynet alacağı davası, ziynet eşyalarının (düğün takılarının) aynen iadesi veya iadesi mümkün değilse bedelinin ödenmesi talebini kapsayan dava olmaktadır. Ziynet eşyalarının aynen iadesi olduğu haliyle teslim edilmesi, bedelinin ödenmesi ise dava tarihinde belirlenmiş mevcut bedelin ödenmesi anlamına gelmektedir.

Ziynet Alacağı Davası Nasıl Açılır?

Ziynet eşyalarına dair talepler boşanma davasından ayrı bir davada görülebileceği gibi, bu taleplere boşanma davası içerisinde yer verilmesi de söz konusu olabilmektedir. Bu hususa ilişkin olarak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 17.03.2015 Tarihli, 2014/12981 Esas, 2015/4638 Karar nolu kararında; ‘’Davacı; dava dilekçesinde boşanmanın yanı sıra ziynet eşyası alacağı talebinde de bulunmuştur. Dava açılırken alınan başvuru harcı, dava dilekçesindeki isteklerin tümünü kapsar. Davacının ziynet alacağı talebi boşanmanın eki niteliğinde olmayıp ayrıca nispi harca tabidir. Bu talep nedeniyle davanın açılması esnasında nispi harç alınmadığı gibi bu eksiklik yargılama sırasında da giderilmemiştir. Nispi harç tamamlattırılmadan müteakip işlemler yapılamaz. O halde, talep edilen ziynetlerin bedeli üzerinden nispi harcın peşin kısmının yatırılması için davacıya usulüne uygun olarak süre verilmeli, (Harçlar Kanunu md. 30-32) harç noksanlığı giderildiği takdirde, bu talebin esası incelenmeli
ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmeli, aksi halde; Harçlar Kanununun 30.
maddesi gereğince işlem yapılması gerekirken, belirtilen hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.’’ açıklamalarında bulunmaktadır.

Ziynet Alacağı Davasında Zamanaşımı

Ziynet alacağı davasına ilişkin zamanaşımı, 2 farklı açıdan incelenmesi gereken bir meseledir. Buna göre; ziynet eşyalarının davalının elinde mevcut bulunması yani zilyet olması halinde, ziynet alacağı davası için öngörülen herhangi bir zamanaşımı süresi bulunmamakta, dava her zaman açılabilmektedir. Diğer bir ihtimal olan bedelin talep edilmesi hususu ise Türk Borçlar Kanunu madde 146 hükmü uyarınca 10 yıllık bir zamanaşımı süresine tabi olmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

1.Ziynet Alacağı Davası Boşanma Davasına Bağlı Bir Dava Mıdır?

Ziynet alacağı davası bir alacak davası niteliğinde bulunmakta, dolayısıyla boşanma davasına bağlı olmamaktadır. Buna yönelik olarak; boşanma davasından sonra ve hatta evlilik birliği içerisinde açılabildiği de bilinmelidir.

2.Ziynet Alacağı Davasını Kimler Açabilir?

Eşlerden birinin, ziynet eşyalarının kendi rızası olmaksızın elinden çıktığını iddia
etmesi halinde; diğer eşe ve dahi üçüncü kişiye karşı ziynet alacağı davasını açmaya yetkisi bulunmaktadır.

3.Ziynet Eşyaları (Düğün Takıları) Hangi Eşe Aittir?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.04.2024 Tarihli, 2023/5704 Esas, 2024/2402 Karar nolu kararında ziynet eşyalarının kime ait olacağı hususunu; ‘’Dairemizin önceki içtihatları, “aksine bir anlaşma ya da örf âdet kuralı olmadığı takdirde, düğünde kim tarafından hangi eşe ne verilirse verilsin, ne takılırsa takılsın (ziynet eşyası, altın, döviz, TL vs.) bunların hepsi kadına ait sayılır” yönündeydi. Ancak toplumuzun gelenek ve göreneklerinin zamanla değişikliğe uğraması, ekonomik ve hukuksal ilişkilerin dinamik yapısı ve özellikle; düğünlerde kadına özgü ziynet eşyalarının dışında, ortak bir yaşam kurma aşamasında olan eşlere maddî katkı sağlamak amacıyla, ekonomik değeri olan başka şeylerin de takılması/verilmesi, dikkate alınarak, düğünde eşlere takılan/verilen ve ekonomik değeri olan eşyalarla ilgili davalarda, Dairemizin içtihatlarında değişikliğe gidilmesi zorunluluğu doğmuştur. Bu konuda Dairemizin ilkesel nitelikteki yeni görüşüne göre; “Taraflar arasında ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda anlaşma mevcut ise paylaşım bu anlaşmaya göre gerçekleştirilir. Ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda taraflar arasında anlaşma bulunmadığı takdirde yerel örf ve adetin varlığı iddia ve ispat edilirse bu kurala göre paylaşım gerçekleştirilir. Aksi takdirde erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kendilerine aittir. Ne var ki takılar içinde karşı cinse özgü (kadına ya da erkeğe özgü) bir şey varsa o cinse verilmiş sayılır. Özgü olma konusunda çekişme varsa ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılmalıdır. Bilirkişi incelemesi sonucunda o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse o şey takılan/verilen eşe ait olur. Takı sandığı/torbasına konulan ekonomik değer taşıyan şeyin aidiyeti konusunda; konulan şey kadına ya da erkeğe özgü bir şey ise o cinse verilmiş sayılır, o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse ortak kabul edilmelidir” yönündedir. Uyuşmazlık, tarafların iddia ve savunmaları da dikkate alınarak bu ilkeler doğrultusunda çözülmelidir.’’ şeklinde ifade etmektedir.

4.Ziynet Alacağı Davasında Ziynet Eşyaları Nasıl İspat Edilir?

Ziynet alacağı davasında kadın eş ziynet eşyalarını video kaydı, fotoğraf ve tanık ile ispat edebilmekte iken, erkeğin senet veya tanık ile ilgili iddiasını ispat etmesi gerekmektedir. Ancak; kadının kendi rızasıyla ziynet eşyalarını bozdurması ve bu bedelin aile birliğinin giderlerinde veya farklı bir amaçla kullanılması durumunda, erkek eşin kadının rızası olduğuna dair ispat yükümlülüğü bulunmaktadır.

Ziynet Alacağı Davasına İlişkin Bazı Yargıtay Kararları

  1. ‘’Somut olayda, davalı koca, davacı kadının talep ettiği ziynetlerin, evliliğin
    devamı sırasında, düğün borçları ve çocuk edinmek için yapılan tedavi
    masrafları için harcandığını savunmuş, ancak davacı kadının bunları iade
    edilmemek üzere rıza ile verdiğini kanıtlayamamıştır. Hâl böyle olunca
    mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, davalı kocanın, müşterek ihtiyaçlar için harcanan ziynetlerin, rızayla ve iade şartı olmaksızın kendisine verildiğini ispatlayamadığı, bu nedenle dava konusu ziynetleri iadeyle mükellef olduğu hususu tartışmasızdır. Ne var ki; HMK’nın 188. maddesi gereğince “Tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerektirmez.” Davalı taraf cevap dilekçelerinde, düğünde toplam 12 adet bilezik takıldığını beyan etmiştir. Bu durumda, düğünde davacı kadına 12 adet bilezik takıldığı hususu çekişmeli olmaktan çıkmıştır. Öyle ise mahkemece, bu ilkeler gözetilip, davalının, davacı kadına takılan bileziklerin adedi konusundaki ikrarı da dikkate alınıp, toplam 12 adet bilezik üzerinden
    davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu davalının düğün sırasında takıldığını kabul ettiği 5 adet bilezik dikkate alınmadan, sadece 7 bilezik üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.’’ (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 04.03.2020 Tarihli, 2017/1040 Esas, 2020/240 Karar nolu karar)
  2. “26.Tüm bu genel açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
    uyuşmazlık konusu ziynet eşyaları hakkında erkek eş “evlilik birliği içerisinde bu eşyaların bozdurularak harcandığı ancak ziynetlerin miktarının iddia edilen kadar olmadığını” kabul etmiştir. Bu durumda erkek eşin, kadının kişisel malı niteliğinde kabul edilen bu eşyaları iade ettiği veya iade edilmemek üzere aldığı hususunda ispatla yükümlü olduğu, ancak bu yönde ispat yükünü yerine getirmediği anlaşılmaktadır. ‘’27. Hâl böyle olunca; mahkemece yapılacak iş, kadın eşin dava konusu ettiği ziynet eşyaları hakkında cins, nitelik, sayı ve miktarları yönünden varlığını kanıtlanması amacıyla göstermiş olduğu delillerin toplanması, gerektiğinde tarafların tüm tanıklarının bu konu hakkında yeniden dinlenerek ziynet eşyalarının nelerden ibaret olduğu ile ilgili olaylara dayalı görgü ve bilgilerinin sorulması, varlığı şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ispatlandığı belirlenen ziynet eşyalarının dava tarihi itibariyle değerinin belirlenmesi için gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılması ondan sonra toplanan tüm deliller değerlendirilerek bir karar vermekten ibaretken, anlatılan hususlar gözetilmeksizin davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.’’ (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 30.03.2021 Tarihli, 2017/2715 Esas, 2021/360 Karar nolu karar)
  3. ‘’15. Tüm bu genel açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
    davacı tarafın iddiasının ziynet eşyalarının evlilik birliği içerisinde elinden
    alınıp iade edilmediğine ilişkin olduğu, bu iddiasına ilişkin tanık deliline
    dayandığı, dava dilekçesi ile talep etmiş olduğu altınların varlığını dosyada
    mevcut 23.09.2016 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen ziynetler yönünden kanıtlandığı, varlığı kanıtlanan bu ziynetlerin kendisinden alındığına ve tekrar iade edilmediğine ilişkin …, …, … …, … …, … … ve … …’ı tanık olarak dinlettiği, bu tanıklardan davacının abisi olan …’in özetle “düğün gecesinden sonra hırsızlık olabileceği nedeniyle takılan takıların erkek eşin ailesi tarafından muhafaza altına alındığını, daha sonra araç alımında ziynet eşyalarının bir kısmının bozdurulduğunu, kalan ziynet eşyaları hakkında da davalının babasının bizzat ziynet eşyalarını bozdurarak kendi borçları için harcandığını beyan ettiğini, dolayısıyla evden ayrılırken alınabilecek bir ziynet eşyasının bulunmadığını” ifade ettiği, annesi olan …’nin özetle “düğünde takılan altınların kızı tarafından bizzat kayın validesine teslim edildiğini, sonrasında bu ziynetlerden bir kısmının araba alırken kullanıldığını, kalanının da davalının anne ve babasının borçlarını ödemek için bozdurulduğunu” bildiğini söylediği, yine davacının abisi olan …’nin özetle “düğünden sonra ziynet eşyalarının bir kısmının muhafaza edilmesi amacıyla davalının annesine teslim edildiğini, davacıda kalan bileziklerin ise araba satın almak amacı ile bozdurulduğunu, kız kardeşinin eşyalarını almaya gittikleri esnada dayıları olan …’in davalının babasına bu kızın altınları nerede diye sorunca davalının babasının kendi borçları için altınların bozdurulduğunu ifade ettiğini” beyan ettiği, dayı olarak dinlenen …’in de “tarafların ayrı yaşamaya başlaması üzerine ortak konuta yeğenin eşyalarını almaya gittiklerinde davalının babasına bu kızın altınları bilezikleri nerde, niye vermiyorsunuz diye sorduğunu ve karşılığında borçlarımız için bozdurduk cevabını aldığını” ifade ettiği, buna karşılık davalı tanıklarının ziynet eşyalarının cins ve miktarı hakkında herhangi bilgilerinin olmadığı, altınların davacı kadın tarafından evden ayrılırken yanında götürüldüğünü beyan ettikleri ne var ki davalının evlilik birliği devam ederken satın almış olduğu arabanın nereden elde edilen parayla alındığı hakkında mahkemeye bilgi sunmadığı, bir kısım tanıklarca fiili ayrılık aşamasında kadının kolunda bilezik görüldüğü ifade edilmişse de bu bileziklerin sayısı hakkında sadece …’in bilgi sahibi olduğu ve ifadesinde ortak çocuk dünyaya geldikten sonra davacıda bir, iki veya üç şeklinde bilezik gördüğünü söylediği anlaşılmıştır. 16. Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı tanıklarının davacının iddiasıyla örtüşen beyanlarda bulundukları, hâl böyle olunca; davacının düğünde takılan ziynetlerin varlığını ve davalı tarafından alınarak bozdurulduğunu şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtladığı gözetilmeksizin davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.’’ (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 05.07.2023 Tarihli, 2023/191 Esas, 2023/703 Karar nolu karar)
  4. ‘’Somut olayda, varlığı ispatlanan 14 ayar 1 künye, 15 gramdan 2 adet bilezik, 10 gramdan 12 adet bilezik kadına özgü ziynet eşyası niteliğinde olup, eşler arasında aksine bir anlaşma veya bu konuda yerel bir adet bulunmadıkça evlilik sırasında kim tarafından hangi eşe takılmış olursa olsun kadın eşe bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğindedir. Ancak varlığı ispatlanan 1 adet tam altın ve 65 adet çeyrek altın ise kadına özgü ziynet eşyası niteliğinde olmayıp, hangi eşe ait olduğunun ispat edilememesi halinde eşlerin paylı mülkiyetinde olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş ise, taraf tanıklarından eşler arasında ziynet eşyalarına yönelik bir anlaşma veya bu konuda yerel bir adet olup olmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde
    yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmeye çalışılması, tüm deliller birlikte değerlendirilerek, kadına özgü olan ziynet eşyalarının kişisel mal olmadığının davalı koca tarafından, kadına özgü olmayan ziynet eşyalarının ise kadının kişisel malı olduğunun davacı tarafından güçlü ve inandırıcı delillerle ispatlanması halinde sonucuna göre, aksi halde kadına özgü olmayan ziynet eşyalarının eşlerin paylı mülkiyetinde kabul edilerek karar verilmesi olmalıdır. Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması doğru olmamıştır.’’ (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 24.09.2020 Tarihli, 2020/944 Esas, 2020/5388 Karar nolu karar)
  5. ‘’Davacı-karşı davalı kadın dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk
    ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını ispat yükü altındadır. Olayda kadın, dava konusu ziynet eşyasının, götürülmesine engel olunduğunu ve zorla elinden alındığını, daha öncede götürme fırsatı elde edemediğini ispat edememiştir. Buna rağmen yukarıda yazılı ilkelerde hataya düşülerek hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.’’ (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 28.03.2017 Tarihli, 2015/24291 Esas, 2017/3455 Karar nolu karar)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir